|
İNEKLERDEN EN YÜKSEK SÜT VERİMİNİ NASIL ALINIR.
Gebe ve Sağmal İneklerin Beslenmesi
Irkları ne olursa olsun, hayvanlara iyi bakım besleme uygulamadıkça onlardan yüksek verim alınamaz. İyi bir bakım, besleme uygulandığında elde edilecek süt ve verim miktarı artar ve sürü daha sağlıklı olur. Doğum başlangıç alınarak süt ineklerinin beslenmesi 4 döneme ayrılarak yapılır.
Doğumdan sonra ilk 2-3 ay
Doğumdan sonra yapılacak iyi bir bakım ve besleme ile inekten bir sağım döneminde elde edilecek toplam süt verimini en yüksek düzeye çıkartır. Bu dönemde yüksek süt verimine ulaşmasına karşılık, ineklere yeterince yem verilmemesi önemli bir problemdir. Bu nedenle doğumdan sonra ineklerin beslenmesinde aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir;
1. Mutlaka iyi kaliteli kaba yemler kullanılmalıdır.
2. Hayvana yedirilen günlük toplam yemin mümkünse yarısı kaba yem olmalıdır.
3. İmkan varsa kaba ve kesif yemler karıştırılarak birlikte verilmelidir.
4. Kaba yemin en az yarısı 5 cm’den daha uzun doğranarak hayvanlara verilmelidir.
5. Günlük süt verimini takip ederek yem miktarını süt verimine göre ayarlanmalıdır.
6. Doğumu takiben kesif yem miktarı yavaş yavaş artırılarak 8-10 gün içinde günlük 5-6 kg’a miktarına çıkartılmalıdır.
7. Daha sonra süt verimindeki her 3 kg artışa karşılık, kesif yem 1 kg artırılmalıdır
Doğumdan sonra 3-6 ay
Süt verimindeki artışın duraklayıp yavaş yavaş azalmaya başladığı dönemdir. Laktasyonun ikinci döneminde de hayvanlara olabildiğince kaliteli kaba yem verilmelidir. Bu dönemde hayvanlar birinci döneme göre daha kolay beslenirler. Çünkü bu dönemde süt verimi yüksek olsa da, hayvanın yem tüketimi de yükselmiştir. Yem tüketimi arttığı için ineklerin enerji ve besin maddeleri ihtiyaçları daha kolay karşılanabilir. Laktasyonun (süt sağılabilmenin) bu döneminde de ilk dönemdeki kurallara dikkat edilmelidir. Dikkat edilmediği takdirde hayvanda beslenme bozuklukları oluşabilir.
Doğumdan sonra 6. aydan kuruya çıkıncaya kadar
Bu dönem hayvanın bakım ve beslenmesini en kolay yürütüldüğü dönemdir. Çünkü hayvanın yem tüketimi artık belirli bir düzeyin üzerine çıkar ve süt verimi de hızla azalır. Bu dönemdeki problem, hayvanların besin maddesi ve enerji ihtiyaçlarını karşılayamamaktan çok, hayvanları aşırı besleme sonucu yağlandırma olabilir. Bu nedenle ineklerin süt verimi çok iyi takip edilerek, süt verimi azaldıkça verilen yem miktarı azaltılmalıdır
Kurudaki ineklerin beslenmesi
İneklerin doğuma iki ay kala sağımdan kesilmesine kuruya çıkarma denir. Bunun amacı, bir sonraki sağım döneminde hem yüksek süt verimi, hem de daha sağlıklı olmalarını sağlamaktır. Hayvanlar kuruya çıkarılarak, meme dokularının dinlenmesi ve yenilenmesi, ayrıca ana karnındaki yavrunun daha iyi gelişmesi sağlanır. Buzağı ana karnındaki gelişmesinin % 70’ini gebeliğin son 2-3 aylık kısmına tekabül eden kuru dönemde tamamlar. Bu dönemde yapılan besleme hataları sonradan telafi edilemez.
Kuru dönemin birinci ayında yani doğuma bir ay kalana kadar ineklere yiyebileceği kadar iyi kaliteli kuru ot ve günlük 2-3 kg kesif yem verilebilir. Elimizde iyi kaliteli kuru ot yoksa ve kaba yem olarak sadece saman veriliyorsa bu durumda kesif yem miktarı 3-4 kg’a çıktılmalıdır.
Kuru dönemdeki ineklerin beslenmesinde nelere dikkat etmeliyiz?
1. Kuru dönemde vereceğimiz kaba yemler olabildiğince kaliteli olmalıdır. Çünkü ana karnındaki yavrunun gelişip büyümesinden dolayı, işkembenin hacmi, dolayısı ile yem alma kapasitesi azalmıştır. Saman gibi kalitesiz kaba yemler, işkembede boşa yer kaplayarak hayvanın doygunluk hissetmesine ama besin maddeleri bakımından eksik kalmasına neden olabilir. Yine kaba yemler patoza vurarak çok fazla küçültülerek hayvanlara yedirilmemelidir. Küçük ve ince yemler hayvanların geviş getirmelerini azaltarak, salgıladıkları tükürük miktarını düşürürler.
2. Bu dönemde silaj, pancar, domates ve elma posaları ile taze biçilmiş yeşil yemler gibi fazla sulu yemleri yedirmemelidir. Zaten bu dönemde işkembenin kapasitesi azalmıştır. Bu yemler fazla miktarda su kapsadığından hayvanlar beslenme eksikliğine uğrayabilirler.
3. Küflenmiş, kızışmış ve herhangi bir şekilde bozulmuş yemleri kullanılmamalıdır. Böyle yemlerin yavru atmalara sebep olacağı unutulmamalıdır.
4. Kurudaki inekleri mutlaka diğer ineklerden ayırarak, ayrı bir besleme ve bakım programı uygulanmalıdır.
5. Kurudaki ineklerin aşırı beslenmeleri ve yağlanmaları kesinlikle önlenmelidir.
Silaj
Mısır ve diğer kaba yemlerden yapacağımız silajlar, süt inekleri için çok iyi enerji kaynağıdırlar. Silajın protein ve kuru madde düzeyi düşük olmasından dolayı, mısır silajına erken biçilmiş baklagil otu veya üre katılarak protein düzeyi yükseltilmelidir. Mısır silajı veya diğer silajlar, süt ineklerinin kaba yem ihtiyaçlarını tek başına karşılayabilirler. Baklagil otlarıyla birlikte verilmeleri daha iyi olur. Bir süt ineğine günde 25-30 kg silaj yedirilebilir.
İneklerin tuz ihtiyacı
Tuz noksanlığında iştah azalması görülür. Tuz ihtiyacı vücut ağırlığı ve verilen rasyonun karakterine göre değişir. Canlı ağırlığı 500 kg olan bir süt ineğinin yaşama payı tuz ihtiyacı günde 20-25 g’dır. Buna, ineğin verdiği her 1 kg süt için ayrıca 2 g tuz eklemek gereklidir.
İneklerin su ihtiyacı
Süt sığırlarının su ihtiyacı, hayvanın vücut ağırlığına, süt verimine, verilen yemin cinsine ve çevre ısısına bağlı olarak değişir. Bir süt ineği 24 saatte ortalama 10 kez su içer. Bir süt ineğinin yaşama payı su ihtiyacı günlük 40-60 litre kadar olup, her litre süt verimi için 4 litre daha fazla su içer.
4. Doğumda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Doğum yaklaştığında neler yapılmalıdır?
İnekleri doğuma 5-7 gün kala, ahırdaki diğer hayvanlardan uzaklaştırarak daha geniş bir yere alınır.
Altlıkların bol, temiz ve kuru olmasına özen gösterilir.
Ahırların havadar ve uygun sıcaklıkta (10-15 derece) olmasına dikkat edilir.
Doğumun başlayıp başlamadığı hayvana hissettirilmeden gözetlenmelidir.
Doğuma yardım için hiçbir zaman acele edilmemelidir.
Doğum başladığında nelere dikkat eedilmelidir?
Doğum yapacak olan inekte, ilk sancıların başlamasından sonra 8 saat veya birinci su kesesinin görülmesinden sonra 2 saat geçtiği halde doğum gerçekleşmiyorsa yardıma, müdahaleye ihtiyaç vardır. Bu durumda mümkünse bir veteriner hekime danışılmalı veya çağırılmalıdır.
Güç doğuma müdahale sırasında; yavruyu çekmek için 4 insan gücünden fazlası kullanılmamalıdır.
Kesinlikle buzağının alt çenesine ip bağlayarak çekilmemelidir.
Yavrunun ön ayakları başıyla birlikte 15-20 cm dışarıya çıkmamış ise kesinlikle çekilmemelidir.
Buzağı arka ayakları ile geliyorsa müdahale için acele ediniz. Göbek kordonu erken kopacağından solunum erken başlar, buzağı boğulabilir.
Doğumdan sonra neler yapılmalıdır?
Doğum yapmış olan ineğin vücudu terli olduğundan, havlu, bez, çuval yada kuru ot yardımı ile kurulanmalıdır. Gerekli durumlarda hayvanın üstü bir örtü ile örtülmelidir.
İnekler, doğumu izleyen ilk 8-10 gün soğuktan ve hava cereyanından korunmalıdır.
Ahırlarda karşılıklı kapı ve pencereler açık bırakılmamalıdır.
İneklerin içecekleri suyun ilk 2-3 gün ılık olmasına dikkat edilmelidir.
İçerisine kepek, buğday, yulaf veya arpa unu ilave edilmiş ılık tuzlu su (yal, çorba) verilmelidir.
Yavru zarları doğumdan 12 saat sonrasına kadar atılmadığı taktirde bir veteriner hekime müracaat edilmelidir.
Eş veya son adı verilen yavru zarları atıldıktan sonra ineğin yanından hemen uzaklaştırılmalıdır. Bunlar bir çukura gömülmeli veya yakılmalıdır. Yavru zarlarını yiyen ineklerde sindirim bozuklukları görülebilir.
Meme ödemi, memelerde göğüs kafesine kadar uzanan aşırı şişkinliktir. Buzağılamadan birkaç hafta önce oluşur ve çoğunlukla doğumdan 8-12 gün sonra kaybolur. Kaybolmadığı taktirde bir veteriner hekime müracaat edilmelidir.
Buzağı doğar doğmaz nefes alıp almadığına dikkat edilmelidir. Öncelikle yavrunun ağız ve burnundaki yavru zarı parçaları, mukus ve yavru suları temizlenmelidir. Çünkü yavruyu anneye bağlayan göbek kordonu kopar kopmaz solunum (nefes alam) zorunlu hale gelir. Normal doğumlarda yavru dışarı çıktıktan sonraki 10-60 saniye içinde solunum başlaması gerekir.
İlk teneffüs hareketi derindir. Akciğerlere fazla miktarda hava girebilmesi için, ilk nefes almanın güçlü ve derin olması gerekir. Yeni doğan buzağının yaşama şansı, normal solunum hareketinin kendiliğinden başlamasına bağlıdır.
Şayet solunum güç ve hırıltılı ise; mukusun uzaklaştırılması için yavruyu arka bacaklarından baş aşağı olacak şekilde bir yere asılmalı ve hafifçe silkelenmelidir. Bu işlem 10-20 saniye süre ile 3-5 defa tekrarlanmalıdır.
Yavrunun başına bir miktar soğuk su dökülebilir. Bu işlem solunumu uyarır.
Solunumun normale dönmediği durumlarda, kaburgalar üzerine dikkatlice çift taraflı hafif basınç uygulanır. Ayrıca hayvanın dilini birkaç kez hafifçe çekip bırakılır.
Buzağı kendiliğinden normal sıklıkta ve derin olarak solunuma başladığında bir bez yada çuval yardımı ile ovarak kurutulmalıdır.
Solunumdan sonra göbek kordonunun kontrolüne özen gösterilmesi gereklidir.
Göbek kordonu doğum sırasında çoğunlukla kendiliğinden kopar.
Kendiliğinden kopmamış ise; temiz bir makas veya bıçak ile yavrunun gövdesinden bir el genişliği uzaktan kesilmelidir.
Göbek yarası çok temiz tutulmalıdır. Bunun için buzağı bol ve kuru altlık üzerine alınmalıdır.
Göbek kordonuna bolca iyotlu bir antiseptik (Biokadin, Batticon) dökülmelidir. Kordonda kanama yoksa bağlanmamalıdır.
Göbek parçası bir hafta içinde kurur ve düşer, düşene kadar her gün antiseptik ilaçlar sürülmelidir.
Göbek yarasına mikrop bulaşır ise iltihap oluşur. Bu durumda göbekten kötü kokulu ve irinli bir akıntı gelir ve yavrunun genel durumu bozuktur. Bu durumdada acilen bir veteriner hekime müracaat edilmelidir.
Eğer ana yavruya ilgisiz kalıyorsa, özellikle soğuk bölgelerde buzağının vücudunu temiz ve kuru bir bezle kurulanmalıdır. Yeni doğan yavrunun üzerine kesinlikle tuz dökülmemelidir.
|